İfaya Eklenen Cezai Şart

22.7.2022
Alacaklı, borcunu ifa etmeyen veya borcunu borca aykırı şekilde ifa eden borçluya karşı zararını tazmin etmek için bu zararını ispat zorundadır. Öte yandan alacaklı, borçlu ile anlaşma yaparak zararı ispat şartına bağlanmayan bir yaptırımı sözleşmede kararlaştırabilir. Bu da Türk hukukunda “cezai şart” olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yazarlar

Cezai şart sözleşmelerde 2 (iki) şekilde kararlaştırılabilir: (i) ifa yerine cezai şart ve (ii) ifaya eklenen cezai şart.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 179. maddesinin 1. fıkrasında “Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.” denilerek 2. fıkrasında belirtilen haller hariç tüm borç ihlallerinde alacaklı ya borcun ifasını ya da cezanın ifasını isteyebilir. İfa yerine istenilen cezai şartta alacaklı cezayı talep ettikten sonra artık borcun ifasını isteyemez. İşbu bilgi notunda niteliği itibariyle ifaya eklenen cezai şart incelenecektir.

Bu minvalde, borca aykırılığın meydana gelmesi sebebiyle alacaklının hem ifayı hem de cezayı isteyebilmesi, TBK’nın 179. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenmiştir:

“Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.”

Yukarıda belirtilen hüküm emredici değildir. Bununla birlikte taraflar bir borç ihlalinde de hem ifayı hem de cezai şartın istenebilmesini kararlaştırabilirler. İnşaat sözleşmeleri, rekabet yasağı getiren sözleşmeler uygulamada en çok karşılaşılan türlerdir.

Mezkûr kanun hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere alacaklı, çekince (ihtirazi kayıt) ileri sürmeden ifayı kabul ederse, cezayı isteme hakkını kaybedecektir. Bu durumun önüne geçebilmek için alacaklı ya ifayı kabul etmeden ya da en geç ifa sırasında, ifaya eklenen cezayı da talep etmeli veya ifayı kabul ederken ceza tutarını da talep hakkını saklı tuttuğunu beyan etmelidir.

Ayrıca Yargıtay, sözleşmede ihtirazi kayda gerek olmaksızın cezai şart istenebileceğine dair bir hüküm bulunması kaydıyla ifaya eklenen cezai şart talep edilebileceğine hükmetmiştir. Yargıtay’ın bu konuda yakın tarihli bir kararı şu şekildedir:

“Taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde kararlaştırılan cezai şart niteliği itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179/2. maddesinde (818 sayılı Mülga Borçlar Kanunu 158/2) düzenlenen ifaya ekli cezadır. Bu cezanın talep edilebilmesi için eser teslim alınırken anılan cezayı isteme hakkının saklı tutulması veya sözleşmede ihtirazi kayda gerek olmaksızın cezai şart istenebileceğine dair bir hüküm bulunması gerekir. Aksi halde ihtirazi kayıt konulmaksızın eserin teslim alınması durumunda ceza düşer. Somut olayda davacı yan tarafından eserin teslim alındığı dava dilekçesi ve ihtarnamede açıklanmakla birlikte, cezai şarta ilişkin bu hakkın saklı tutulduğu davacı yan tarafından iddia ve kanıtlanmış olmadığından cezai şart talebine ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.” (Yargıtay 15. HD. E. 2016/5576 K. 2018/499 T. 12.02.2018)

Yargıtay kararı ışığında özellikle inşaat sözleşmeleri başta olmak üzere bütün sözleşmelerde ifaya ek olarak cezai şart talep edilebilmesi için ifanın ihtirazi kayıt koyularak kabul edilmesi veya sözleşmede “ihtirazi kayda gerek olmaksızın cezai şart talep edilebileceğine” ilişkin hüküm bulunması gerekmektedir. Aksi takdirde, alacaklı, borcun ifası yanında kararlaştırılan cezai şartı talep hakkını kaybedecektir.